| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

crazy_frizzy

Şiir Sesli Şiir Video Aşk Hikayeleri Flash Animasyonlar

Yazılar

Özlüyorum Öyleyse Varım

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Hayatın bize sunduğu olağanüstü nimetlerin farkındayım. Bu ne hoş yolculuk? İyi ki yola çıkmışım. Sonuç mutluluksa ve mutluluk bir yolculuksa pişmanlığa izin vermemeli. Asla pişman değilim. Şu kısa hayatımızda mutluluğu iyi ki ertelemedik. Birbirimizin yoluna çıkmakla ne de iyi ettik...

Yüreğim böylesine bir sevgiyle doluyken ölümcül bir hastalığa yakalanabilir miyim? Bu aşkı yaşamak kaderimizde varmış. Ancak bu yaşadığımız, bildiğimiz bir aşk değil. Aşktan da üstün bir şey. Özenli, kıskandıracak, masum ve duygusal bir aşk. Çılgınca bir aşk. Ömrümüz arttı. Bir "gül" bu yolculuğa ne kadar renk katabilir bilmiyorum. Ben yine de her sabah yollarına gül döküyorum. Çünkü sen, yaşamaktan yorulduğum bir anda geldin bana. Hoşgeldin.. 5000 yıllık aşkın yaşandığı şehrim seninle anlam buldu. Ve her şey seninle başladı. Sen olmasaydın her şey, hiçbir şey olurdu. Sensiz geçen anlarımda kayda değer bir şey yok. Sen yoksan, fena halde tenhalardayım...

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Seni, hayatı sevdiğim gibi seviyorum. Aklımda, fikrimdesin. Fikrimin ince gülüsün. Sen bensin, ben de sen. Sen bendesin, ben sendeyim. Hayatta hiç kimseyi senin kadar sevmedim. Hayatta hiç kimse beni senin kadar sevmedi. Bundan daha güzel bir denklem olur mu? Bundan daha büyük bir mutluluk varmı? Seni sevmek, güçlü olmanın kaynağıdır... Tutunacağım bir daldır. Senin gibi bir sevgiliye kolay rastlanmıyor bu zamanda.. Hayatımda ilk kez bir şey farkettim ve de sende farkettim. "SS" demenin mutluluğunu...

Anladım ki, bu iki sözcük, söylendikçe büyür ve anlamının çok daha ötesinde bir anlama kavuşur... Bu iki sözcük öylesine bir sihir taşır ki; hem söyleyeni, hem de söyleneni mutluluğun doruklarına taşır. Sözüm söz... Seni sevmeden geçirdiğim bir günüm olursa (ki olmayacak) . Seni seviyorum. Tartısı yok bunun. Bilinen hiç bir ölçü birimi ile ölçülemiyor. Hatta mukayese bile edilemiyor. İnsan en çok kendisi biliyor, hissediyor ne kadar çok olduğunu... Ben biliyorum. Seni ne kadar çok sevdiğimi ileride daha iyi anlayacaksın. Ancak, o gün bu gün değil...

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Ancak, gözlerini ve seni görmeden geçen her gün zarardayım... Çünkü, benim için "seni görmek" demek, dünyanın tüm çiçeklerini bir arada görmek demek. Dertten, kederden uzak bulutların üzerinde dolaşmak demek... Gökkuşağının 7 rengine dokunmak demek... En güzel şarkıyı söylemek, en güzel resme bakmak, en güzel şiiri okumak demek..Seni görmek demek, akıp giden zamanda sonsuzluğa bir çentik atmak demek... Ölmemek demek...

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Sabahın köründe ayaktayım. Gözüme uyku girmediği zaman, sen giriyorsun içeri gönül kapımdan. İlk aklıma gelenimsin. İlk önce gözlerini görüyor, gülüşünü hatırlıyorum. Çünkü ben, senin yüreğini gördüm. Kimsenin görmediğini gördüm. İşte bu yüzden dualarımı gönderiyorum. Ve daima söyleyecek bir çift sözüm var sana. Bıkmadan usanmadan tekrarlıyorum. Seni seviyorum.. Sabah rüzgarları mutlaka getiriyordur. Yüzünde bir serinlik duyarsan anla ki benim nefesimdir. Anla ki, yüreğim bir kuş gibi "pır pır" ediyordur. Sebebi sensin... Bu nedenle, yenigüne seninle başlamak bir ihyaçtır benim için. Biliyorum seni ne kadar sevsem azdır. Eksiğim bu benim..Çok, hem de çok özür diliyorum...

Özlüyorum öyleyse varım, hayattayım. Nefes alıp veren her insan, yaşadığını sanır değil mi sevgili? Oysa, yaşamak ile yaşadığını zannetmek farklıdır. Yaşadım diyebilmek için "sevmek" gerek. Ben yaşadığımın farkındayım... Çünkü, içim dışım sen. Yorulmayacağım seni sevmekten. Yeter ki yüreğinde nokta kadar yerim olsun. Çünkü’sü yok, nedeni yok sevmenin. Zamanı hiç yok. Ben seni bu kadar seveceğimi hiç düşünmedim. Ben, ben olmaktan çıktım. Herkes beni ben zannediyor ama yanılıyor. İnadına "sen" diye açıyorum bütün telefonları ve "Seni seviyorum" diyorum. Nereye gitsem seni de götürüyorum.

Nereye baksam sen. Dört mevsim baharsa eğer, gülüşünden. Gülüşünden aydınlanıyor, gülüşünden umutlanıyorum. Dünya yeniden kuruluyor..Nerede olursan ol, ne yaparsan yap, sen benim dünyamın merkezindesin. Sevginin gücü üzerimizde bizim..Bu öyle bir güç ki, tüm dünya bir araya gelse değişmez. Çünkü, seni benden çok kimse özleyemez, düşünemez, üzülemez. Acak, yine de daha çok sevmeliyim seni. Rehavet yok, yılmak yok..Kimse bana yetişmemeli. Ya benden çok seven biri çıkarsa? Senin gibi bir sevgilim olduğu için kendimle gurur duyuyorum. İyi ki varsın. Sen Milat’sın... Artık her şey senden önce, senden sonra...

Kan Damlıyor Mürekkebimden

Sana ve aşka inat yine aldım kalemi elime. Kan damlıyor mürekkebimden umrumda mı? Yüreğimi kanatma da…

Ruhum bedenime dar geliyor bu aralar boğuluyorum bu küçücük kafeste. Fikir ufkum daha bir genişledi sanki beynimin duvarına çarpıyor artık düşünceler. Kırılıyor ve saçılıyorlar etrafa. Beynimin karanlık dehlizlerinden geçip sana gelirken hep o kırıklar batıyor yüreğimin ayaklarına. Ve ben artık kendi kanımla buluyorum dönüş yolumu.

Bugünlerde daha az kanatıyorum yüreğimin ayaklarını daha az düşünüyorum seni. Ama derimin altında kalmış bazı düşünce kırıkları bazen basarken üstüne acıyor. O kadar da doktora gittim çok derinde olduğu için çıkaramadı hiçbiri. Ben de basmıyorum artık yüreğimle artık acımasın! Sürgün etmek seni ihanetse eğer; bak yüzümde taşıyorum o aldatanların utancının kızarıklığını. “Başka çarem yok anla!” Hayır çare vardı. O kelepçeyi çıkarıp gelebilirdim belki ama izi kalmaz mıydı? Etime oturmuştu biliyorsun izleri o kadar derindi ki… İsterdim ki yüzüm ak geleyim sana yazılmış bir kağıt gibi değil. Olmadı canem o kadar örselediler ki…

Şimdi sana gelemem yüreğimin ayakları yaralı.

Ama keşke sen açsan da gönül gözünü kanlı izlerimden bulsan beni. Bir tek senin elin mahirdir çıkarmaya yüreğimdeki kırıkları. Ama uzanamaz ki bana.Düşle gerçeği karıştırır oldum. Rüya mıydı yoksa gerçekten duydum mu sesini? Yüzündeki çizgilere dokundum mu? Bilmiyorum artık.

Ne olur gel de öğret yolumu!

Kirpiğinin keskin yüzüyle yardım bileklerimi bu gece. Bak! Hala kan damlıyor mürekkebimden…

 

Ben Seni Sevdim Yar Ben Seni Sevdim

Ben seni bir kış ayazında sevdim.

kar çiçekleri açtı bembeyaz gönül dallarımda. Kardelen oldu yüreğim kış soğuğuna inat, açtı ayazda.

Ben seni bir yaz sıcağında sevdim.

Çiçekler yemişe döndü. Kırmızı, sarı, yeşil ve başka renklerde. Bereket, bolluk sardı ruhumu.

Ben seni bir ilkbaharda sevdim.

Ağaç köklerine su yürür gibi sevgi yürüdü gönlümün kuruyan dallarına, yeşerdi. yaprak yaprak donandı; kuşlar cıvıldadı üzerinde.

Ben seni bir sonbaharda sevdim.

Sararan yapraklar düşmedi dalından esen hoyrat rüzgarlara, ayaza inat. Tutundu gönül ağacına sımsıkı.

Ben seni Karadenizin sularında sevdim.

Bazen bir çarşaf misali üzerinde uyunası, bazen deli dalgalı; coşkun iç hoplatıcı.

Ben seni gündüzün aydınlığında, gecenin karanlığında günün her vaktinde sevdim.

Seninle başladı gün; "günaydın" dediğimde sana, "iyi geceler" dediğimde bitmedi, rüyalarıma aldım da devam etti sabahıma.

Ben seni şiirlerde sevdim, şarkılarda sevdim, romanlarda sevdim.

Kitap kitap, yaprak yaprak açıldı sevginin sayfaları. Her bir harfini belleğime, yüreğime yazdım sevginin. Her satır sana dair, senli...

Ben seni içtiğim sıcacık çorba, yediğim aş, susadığımda dudağıma değen su kadar sevdim.

Isıtan, doyuran, tok tutan oldu sevdan aştan da önce.

Ben seni hava kadar sevdim.

İçime çektiğim; yaşatanım.

Ben seni ben kadar sevdim.

Ki çok severim kendimi; doğruyum, samimiyim, güvenilirim, sağlamım.

Ben seni sen kadar sevdim.

Ki babasın, anasın, yarsın, koruyan, kayıransın..

Arttıransın bendeki tüm güzellikleri...

Farkındalığıma varansın. Farklılıklarımı ortaya çıkaransın.

Ben seni en kadar sevdim. En....

Seni sevdim yar. Seni sevdim güzel sözlüm, güzel gözlüm.

Gözlerinde ormanların büyülü derinliğini sevdim, naturanda duygulu yüreğinini gizleyip sert durmaya çalışmanı. Kaçkarların tepesini keşfetmek te yorar insanı zordur elbet; yine de tepeye vardığında görüşün ne denli genişler, bulutlara değermiş gibi olur ya başın;

seni keşfetmekte işte böyle birşey.

Her bir özelliğini farketmek bulutlara değdirir keşfedenin başını.

Ben seni sen olduğun için sevdim.

Nedenlerim yok,

Olmasın. Sevgiye sebep aranmaz ki...

Ben seni sevdim yar, ben seni sevdim...

Sessiz Sevmeler - Sema ŞENER

Sessiz Sevmeler

“İki varlık iki yürek atar dururmuş uzaklarda...

....ve bu varlıkların kalpleri kanarmış her gece”

Kalbim hep kanamaya mahkum sanki. Bir kez de kanamasa sanki.. olmaz mı..

Her zaman tek başıma yaşadım sevdamı. Tek kişilik dünyamda çok kişilik sevdim... kocaman sevdim.. Sitem değil bu sözlerim sakın ha yanlış anlama sevgili.. Gönül kırgınlığı bu.. ama sana değil.. sen haklısın.. belki.. kırgınlığım tamamen kendime.. gönlüme..yüreğime.. bu yürek var ya bu yürek.. durur durur nerde imkansız var gider onu sever işte..

sessiz sevmeye odaklı kalbim sanki. haykırırcasına sevmek isterdim oysa.

sevmeler hep içten, hep susarak mı olmalı?

ben seni bir kenardan, sessizce, inceden mi sevmeliyim?

özledim seni. özlüyorum. elimde değil.

Ruhun bensizliğin ağırlığını çekiyor mu şu dakikalarda.. bilmiyorum.. ve..bilmeyi deli gibi istiyorum..

Suskunluğun aşkından daha çok deliye çeviriyor bilesin... sessizliğinin yanında sensizliğine de mahkum etme beni sevgili ne olur...

Özlemin bazen isyana yöneltse de kalbimi ve dilimi, yine de orda, her nerdeysen.. işte orda.. beni de beraberinde götürdüğünü biliyorum. Her an aklında olmasam da sevdam girdi ya bir kez yüreğine, arada hatırlasan da olur beni.. sitemim yok sana yüce gönüllü sevgili... sitemim yok sana...

Bir yaprak misali salınsa da bedenin ardım sıra, bil ki asla izin vermem yere düşmene.. avuçlarımda saklarım sana ait olan herşeyi sakladığım gibi..

Keşke büyütebilseydin çocuk cesaretini ve keşke artık maziden toplamak zorunda hissetmeseydin bölünmüş kimliğini..Çok ihtiyacım var buralarda sana.. varlığına.. sıcaklığına.. sesine.. bırak mazi adına yakışır şekilde kalsın geçmişte. sen maziyi bende yaşadığın milyon yıllık aşkla an.. gerisini bırak yüreklerimiz yaşasın. özlüyorum seni, her zaman ki gibi.

Hani şu anda çıkıp gelsen, kollarına sarsan beni.. sıcacık.. sımsıcacık duygularla minik bir buse kondursan dudaklarıma.. İçsem hasreti dudaklarından kana kana..

İmkansızlığın takılsa da dikenlerine hayatımın seni sevmek ne güzel sevgili.. çok güzel..inanılmaz güzel. Tarifsiz..seviyorum seni..

İçimde sakladığım kimsesiz aşkın sahibisin sen.. hep senmişsin beklediğim.. sana saklıyormuşum yüreğimdeki kırık yetim duyguları.. Aşksın bende.. hüzünsün.. göremediğim, dokunamadığım can yarım..söylenmemiş nice sevda sözümsün.. içimdeki yaralara belki de tek çözümsün..

Bir ateş düştü yüreğime.. tam şuraya sevgili.. hani sol yanımda göğsümün hemen altındaki yer var ya.. alev alev şu anda.. acaba diyorum.. hani tek isteğim bu ama.. acaba ben mi düştüm aklına.. uzanıp da.. yüreğimi mi tuttun ellerinle.. belki de kuruntu.. çok istiyorum ya öyle olmasını.. öyledir diye umut ediyorum işte.. kınama beni.. çok bekledim çünkü.. sitem olmalı mı aşkın içinde sevgili... sitem etsem üzer miyim seni.. Onca zaman beklemişim seni.. sitem etmeden.. edemeden.. hem sen sevmesen de severim ki ben seni.. beni seviyorsun diye sevmiyorum ya.. sen olduğun için.. o yüreği ruhu taşıdığın için.. herşeyinle.. seviyorum..

Bu bizim masalımız değil mi sevgili.. sonunda asla düşmeyecek olan üç elma var gerçi ama.. sonsuz bir masal olsun bizimkisi.. varsın olmasın sonu.. Hani.. BİLSELER... KISKANIRDI ya cümle alem.. bizi.. sevgimizi.. ama.. varsın kimseler bilmesin yüzyılın en güzel aşk masalını.. biz biliyoruz ya.. sevgimiz var ya.. ne güzel.. sen ne güzelsin..

Sessiz sevmelere mahkum ettin bu yüreği sevgili.. senden gelen her güzel şeyle birlikte buna da eyvallah..

Kalbim kalbine emanet yar...ben ruhuna talibim..

Sema ŞENER

Bir Sabaha Daha Sensiz Uyanacak Gücüm Kalmadı

Bir sabaha daha sensiz uyanacak gücüm kalmadı

Yanımdayken zaman dururdu sanki.. Her saniyeyi bir ömür gibi dolu dolu yaşardım.. Şimdi ise zaman diye bir kavramım yok.. Güneşin doğuşluyla anlar oldum yeni bir güne başladığımı.. Uyanırdım, sol yanım hep boş..

Anlamsız gözlerle bakardım odamın soğuk duvarlarına.. Her an kapı çalacak ve sen gelecekmişsin gibi umutla beklerdim yinede.. Gelmeyeceğini bile bile kulağım kapıda olurdu..

Bunun acısıyla hazırlardım kendimi gecenin karanlığına.. Ve gece olurdu.. Gözlerimde gözyaşı, yüreğimde hatıran, sözlerinde ise sitem eksik olmazdı..

Bir gözlerin vardı, gözyaşım kaldı..

Bir yüreğin vardı, hatıran kaldı..

Bir sözlerin vardı, sitemim kaldı..

Bir hayat aşkım vardı, gitti yarım kaldı..

Ne zormuş meğer senden ayrı kalmak.. Bunları ilk kez

bu gece döküyorum satırlarıma.. Her anımda,

her dakikamda seni yaşamak nasılda

acıtıyor yüreğimi..

Hayalda olsa hatırlıyorum oysa, yüzün ellerimin

arasındayken aşkla bakıyordun gözlerime.. Hiç aklıma

gelmemişti ki seni doyasıya yaşarken birgün yollarımızın

ayrılacağı.. Şimdi nasıl kanıyor yüreğim farkında

olmadan bir bilsen..

Durduramıyorum bedenimde sızlayan ince sızıyı..

Son bir acım vardı, o da sensiz kaldı..

Ah bu canım güllere yandı, sensiz nefes aldı..

Yar yalan degildi, bir rüya gibiydi..

Bitti.. Yüregimde acısı kaldı..

Yokluğunda herşeye isyan etmek geçiyor içimden..

Kimsesiz kalmış bir çocuk gibi çaresiz ve yalnızım..

İmkansızlıklar içinde yaşadığımız bu aşkı her anımda

anımsıyorum şimdi.. Bir çılgınlık yapıp ta gelmeni nasıl

istiyor kalbim oysa ki bir bilsen..

Hiç olmazsa düşlerime gir.. Rüyalardımda

hissedeyim seni.. Tenim tenine hasret.. Tenim kokuna,

sana hasret.. Bir yanım delirirken yokluğunda,

diğer yanımsa hep sineye çekiyor herşeyi..

Anla artık.. O senin kadar çok sevmedi..

Ve gitti..

Dön; nasıl kimle nerdeysen..

Dön; beni biraz sevdiysen.

Kaç saat, kaç gün, yada kaç ay geçti sensiz sayamadım..

Ama anladım ki acın bir cam kesiği gibi işlemiş içime..

Önceleri farkında değildim yüreğimde açtığın derin

izlerin.. Ama sonra farkettim günden güne kanıyor..

Şimdi anlıyorum ki bir tarafım hep eksik..

Bitsin istiyorum artık bu acı.. Yüreğimde yanan bu

ateşi söndür artık.. Günden güne eriyip tükeniyorum..

Yalnız gecen gecelerin karanlığına mahkum etme beni..

Bir sabaha daha sensiz uyanabilecek

gücüm kalmadı..

Dön..

Yüreğimde hasret

Çaresiz kaldı..

 

Adının Baş Harfindeyim, ‘F’ Tipi Yalnızlıkta

equalitywsonlyamatterofya0 

Adının baş harfindeyim, ‘f’ tipi yalnızlıkta…

Adından başlayarak sayıyorum ölüme kaç adım kaldığını.

Sara nöbetlerinde sarsılan bedenim düşüne yatılmaz intiharlara kalkışıyor.

Ceplerimde bir yangın ertesizliğine zerk edilmiş kanamalı günahlar.

Ey zahmin!

Aşk, iki deniz arası çırpınışların uykusuzluğunda yapayalnız kâbuslar görmek belki de.

Sonrasına geç kalınmış hayatın iz bırakmamışlığında kaybolan hayallerimin yolu darağacına çıkıyor zemherilerde.

İki büklüm rüyalarım.

Bana sebep, bana ziyan atalarından miras gülüşün.

Kaç durak sonra bitecek otobüs gürültüsü boyunca uzayan gitmelerin?

Hıncımın saçlarını tarıyorum esaretin ensesinde ispiyonculuğa soyunan lanetkârın yol’suzluğuna dikenli teller batsın diye.

Sevmekten yargılı bir sonbahar düşü gibi gelip duruyorsun saçlarımın rüzgârına.

Muammalığı tutuluyor gecenin ay dolunayken.

Olmamışlığım zamanın karabasanlarına sığmazken içimden dehşetini kabullenemediğim hüzzam ağıtlar geçiyor.

Seni duymak için sağır ediyorum iç denizleri dalgalandıran fırtınanın türküsünü.

Duası devşirilmesin aşkın.

Ruhuma uzanan nefesine göm beni.

Yüzüne sar güzelleşeyim diye.

Avuç içlerimi yokluyor güle har sıcaklığın.

Kaçsam kaç sen sonra terk eder gözlerin beni?

Eceliyle ölmeyen turnalar ayaza vuruyor haykırışlarını.

Kaybediş turnaya ecel midir zahmin?

Arkandan ağlayan susuşlarımı galiz sancılarla ve sensizliğin karşı koyulmazlığıyla alazlıyorum.

İçim aşkın yas renginde.

Kime çarpsam ihtilal sorumlusu kalbimi ve hangi yağmurdan erken uyandırsam gözlerimi, yenilgiyi kuşanıyor ömrüm.

Sevdalı yanlarım derme-çatma uykulara yaslanan.

Sol bileği aşktan kesik bir sürgünlük benimkisi, inadıma acının sırtına yol alan.

Asaletini kurşun rengi toprakların üstüne yağdıran, kalmaktan yorgun düşen bu aşk benim.

Durup durup ayrılık biriktiriyorum akşamüstü kanayışlara.

Ensemizden mi üflenecek sur, kabzedilmeden evvel düşlerimiz?

Bu sensizlik seansları hiç bitmeyecek mi ve ateş sonrası külle yıkanır mı ´kirletilmiş aşk’ dediğin?

Yitirdiğimiz ne varsa şimdi hepsi mayınlı bir duruşla sınıyor beni.

Harf harf eksiltirken alın yazımı silinmişlik, ben doğruları söylüyorum ama yalan kalıyorum hüznün şahitliğine.

Başkasına aitliği ispatlanamamış aşkın kötürümlüğüne jurnal dururken çehren, siyah bir uğultu yokluyor kahrımı.

Recmedilmeye yatırılan kalbimin günahkârlığı susuşundan belli.

Ah bu ben!

Mazeretleri çürüterek aslını günbatımında hecelemeyi öğrenemedin.

Çek kokunu yalnızlığımdan, boğuluyorum.

Sana ihanetten öldüğümü gözlerine duyurma zahmin!

Uyu ve rüyama kahırlansın hasır altı edilen gözyaşımın tuzu.

Ömrümden uzun acılarım var benim, ucu babama çıkan.

Sen uyurken hiç ağladın mı?

Kendine kör kalmayan aynalarım kırıldı, döküldü sırrımın sahtiyanı yüzümden.

Sınanmamış hayatın denenmemiş intiharlarıydı solukladığım.

Ruhumun tanrıçası yalnızlık ısıttı bileklerimi kasım akşamlarında.

Miraca kalktı kuşlar karanlık aldatırken kan hevesli soyumu.

Yusuf gömleğini yırtsın şimdi Züleyha diye…

Sensiz olamayacak kadar sen dursam da kaşlarımın çatıklığına…

Sevilmenin öznesi hep sen olsan da, yüklemi uçurum bu kan revan cümlenin.

Gelme, iade-i taahhütlü değil yokluğun.

Geleceksen, kalbimi sensizlikten arındırayım öyle gel.

CENGİZHAN KONUŞ

Hoşgeldin Yüreğime

yüzümün bu kadar aydınlık olması niye biliyor musun ?

neden bu kadar içten gülüyorum ?

yaşamdan bu denli keyif almamın nedeni ne?

çünkü kendime baktığım zaman seni görüyorum artık.

seni gördükçe yenileniyorum ,mutlu oluyorum, keyifleniyorum

hep seni bekledim ben,seni aradım.

başka yüzlere sen diye baktım.

başka kollara sen diye sarıldım.

herkesi sen sandım ama yanıldım...

senin gibi olamazdı hiç biri

ne gülüşleri sendin ,ne de gözleri

onlar sadece birer suretti.

ruhu,ateşi,yüreği olmayan bir suret..

kızdım kendime ,

seni bulmak için yeterince aramamıştım.

suçladım kendimi...

yoruldum aramaktan , kabuğuma çekildim

sustum...

gecelerimi yıldızsız bıraktım, gündüzlerimi ışıksız...

her mevsim seni yaşadım

yağmur olup ıslattın beni,kar olup üşüttün.

sonbaharda ağaç olup yapraklarını döktün üzerime.

baharda çiçek olup açtın bahçemde

şarkılarda ezgi oldun dinledim seni.

bana bakıp 'ne oluyor sana ' diyenlere cevap bile vermedim.

seni unuttuğumu ,artık sevmediğimi sansınlar istedim..

güldüm..

gülüşümle aldattım onları

seni yaşamaktan hiç vazgeçmedim oysa

uzaktaydın sen..

aynı zamanda içimdeydin...

beni izliyordun biliyorum.

seni göremesem de buralarda

biryerlerden bana baktığını biliyordum...

sana saklarım içimdeki sonsuz sevgiyi

yüreğimdeki heyecanı , gözlerimin rengini

dudaklarımdaki ateşi,ellerimdeki titremeyi

küçük dokunuşlardaki hazzı sana saklarım...

elbet birgün çıkacaksın karşıma...

şimdi seni bulduğum içindir bu şımarıklığım

seni bulmanın coşkusudur bu içimden dışarıya taşan

yepyeni bir hayatın başlayacağını biliyorum ikimiz için 

ve bu hayatın içinde vazgeçilmez olan tek şeyin SEN olduğunu..

hoşgeldin yüreğime ben hep seni bekledim

SEVDİĞİM....

Sus ve Git - Kahraman TAZEOĞLU

Anlasana yar, duysana

Duyamadıklarını, anlayamadıklarını sussana

Sus ve git!

Hayatımın basit kurallarından biriydin sadece

Kuralsız yaşarken hayatıma kural koymayı öğreten

Hangi ayrılık bi parçasını bizde bıraktı da,

Bizden kalan ne varsa aldı da gitti

Yolun başında bulduklarımızı da yitirdik yar

Ne yitirdiğimizi bulmaya çalışırken

Oysa kaybettiğimiz kendimizden başka bişey değildi

Kaybettin beni sevgili

Bul beni kendinde, kendini bulduğun bende

Bul sevgili

Ne ben sığdım sana, ne sen kışı çevirebildin yaza bende

Bütün mevsimler ihanet varlığına

İhanetler tükendi, tükenen bizdik

Biz tedirgin düşlerimizle, gecede birkaç kendini tekrar eden cümleden ibaret

Cümleler, kanayan avuçlarımızdan düşe kalka tırmanmaya çalışan kendi içinde anlaşılmaz hisler

Gece biz, mevsimler biz, tedirgin biz, ihanet bütün benliğiyle sen

Düş düşlerimden sevgili

Kendinden düş, bildiğin bütün düşlerden düş, düş sevgili

İhanet…

Kendini anlamsız kılan bu kalabalığın arasında, kendine anlam verebilen Tek insandın

Varlığıyla bana anlam kazandıran insan

Sus ve git sevgili

Sevdanın hası suskun olanıdır

Sus ve git..

Anlasana yar

Yazdığım her aşkın satır aralarında

Bildiğim bütün kelimelerden bir şiir biriktiriyorum senin için

Anlasana yar

Bildiğim bütün şiirler satır aralarına sığıyor gözlerinin

Ne yazabilecek aşk kalıyor

Ne senin için bir şiir biriktirecek satır araları

Susuyorum öylece

Yaz diyorum kendime, sus ve

Nefesimde, ellerimde ellerini yazıyorum

Ellerim yanıyor

Sus diyorum kendime, bunca konuşan varken sen sus

Ey yar, sevdanın hası suskun olanıdır

Sus sevgili!...

Uzak kaldığım gülüşlerine nehirler seviyorum en mavisinden

Hüzünlü bir bulut gelip konuyor saçlarına

Yalnızlıktan gözlerim eriyor gözlerinde

Gözlerimi gözlerine adıyorum

Gözlerin bir nehir, gözlerin hüzün mavisi yar

Ne yol biter, ne yolcu ölür

Yol değil mi bizi yolcu yapan?

Biz değil miyiz yolu yol yapan?..

Sen değil miydin düşlerime girip, her geldiğinde yeni bir düş yaratan?

Ben değil miydim seni düşlerime alıp bir düşten öteye gotürmeyen?

Mavi bir düşten ötesi mi olur, mavi bir düş

Her suskunluğun gidişe sebepti yar

Her gidişin yeni bir başlangıca

Ne yeni başlangıç kaldı hayatımızda

Ne yeni başlangıca adım atacak güç

Bulmuşken seni düştüm düşlerimden

İhanet ettin yar, anlamsız kıldın kendini

Ben kendim kaldım senin anlamsızlığına rağmen

Sus ve git, git sevgili...

Bağışla beni sevgili

Gidişin değil kalışın acıtıyor içimi

Sus ve git yar!

...Kahraman TazeoğLu...

Sildim Beni Üzen Herşeyi

Tüm kırgınlıkları bir kenara attım bu gece.. Sildim beni üzen herşeyi... Pencerenin kenarına oturup yıldızları seyrettim saatlerce. Kendime bir yıldız seçip yanındakilere de sevdiklerimi yerleştirdim. Herkesi ama herkesi komşunun bebeğinin bile bir yıldızı vardı benim gökyüzümde...

Sonra tam benim yanımda bir yıldız daha farkettim ama adını koyamadım onun.. Düşündüm bu kim diye bulamadım hatırlayamadım! Eksik yoktu işte ailem arkadaşlarım hatta sönük yıldızlara eski dostları koymuştum...

Hayatımdaki herkes oradaydı ... Ama o yıldız! Hem de bana bu kadar yakınken... İsimsiz kalmıştı. Sonra telefonum çaldı. Nedenini anlayamadım ama hiç heyecanlanmadım göz ucuyla baktım kimmiş diye.. Bilmediğim bir numara! Biraz tanıdık geldi ama pek de umursamadım..Gökyüzündeki hayatıma döndüm ben isimsiz yıldız hala oradaydı yine düşündüm yine bulamadım kim olduğunu!!

Radyoda en sevdiğim şarkı çalmaya başladı. Ama bu şarkıyı neden bu kadar çok sevdiğimi hatırlayamadım! Sanki birine dair birşeyler vardı.. bulamadım! Yıldızlarıma baktım belki bu şarkının içinde kim sakladığını bulurum diye o isimsiz yıldız göz kırptı bana! Herşeyi herkesi düşündüm... Dinlediğim şarkılarıokuduğum yazıları yürüdüğüm yolları sakladığım umutları... Hepsinde aynı his vardı hepsinde aynı sıcaklık! Ama kimi taşıyordu bu kadar anı kimdi hayatıma böylesine işlediği halde hatırlayamadığım! Kimdi gökyüzümde bile yanıbaşımda durduğu halde adını koyamadığım!

Herşeyi bir kenara bırakıp...Bugüne kadar benimle olan ama bugün yok olanları düşündüm! O yıldıza baktım göz kırptı bana yine.. Bir an aklıma geldin! Sonra kırgınlıklarımı kızgınlıklarımı beni üzen herşeyi sildiğimi hatırladım! Doğru ya beni en çok üzen sendn! Tüm kırgınlıklarımın içinde sen vardın.. Onları bir kenara attığımda yok saydığımdasildiğimde... Seni de çıkarmıştım hayatımdan! Numaranı bile tanıyamadım o yıllardır ezberimde olan numarayı... Ya yıldıza ne demeli.. Benim yanıbaşımda bir görünüp bir kaybolan tabi ki sendin.. Nasıl unuttum ki!!!

Tam böyle düşünrken o yıldıza adını vermek için döndüm göz kırpmak için yanıbaşımdasın sonsuza dek oarada kalacaksın demek için döndüm... Ama yoktuN! Sadece sonsuzluğa doğru kayan bir ışık gördüm...!!!

 

Zarımı Son Defa Senin İçin Atıyorum

Artık aldanmak istemiyorum. Beni sevgilerinin ölümsüzlüğüne inandır, korkulardan, şüphelerden kurtar. Hiç aldanmamışların o engin iç rahatlığına hasretim. Ayıkla, arıt beni... Bütün insanlar aldanıyormuş, sürekli bir aldanmaymış yaşamak... Ne çıkar? Ben artık aldanmak istemiyorum ya! Sen ona bak... Onun için seni erişemeyeceğin bir yere çıkarmayacağım, olduğun gibi seviyorum seni. Olmanı istediğim gibi değil... Hiç olamayacağın gibi değil... Neredeysen orada dur... Nasılsan öyle kal...

Bütün mevsimleri bir günde, bütün yılları bir mevsimde yaşamaya razıyım seninle. Yanımda olduğun zamanlar nasıl apaydınlık oluyorum, nasıl içim huzurla doluyor, görmüyor musun? Gözlerimin derinliğine bakma; başın dönmesin... Gelecek günleri düşünme, korkma büyük hazlar yaşamaktan. Erişemeyeceğin hiç bir mutluluk yok. "Yaşadım" diyemeyeceğin hiç bir günün olmayacak benimle...

Hiç aldatma beni, hiç yalan söyleme... Bir gün aldatsan bile; aldandığımı senden öğrenmeliyim önce. O zaman ölsem de mutlu ölürüm, inan... Biraz da olsa inanmış ölürüm.

Aldanmak...

En büyük yıkıntısı iç dünyamızın...

Aldanmak...

Ses veren üç telimizden birinin kopması...

Aldanmak...

O en son fakat en kesin kabullendiğimiz gerçek...

Sen hiç aldatma ne olur!..

Yıkılışım da sevgim kadar büyüktür benim. Bırak, kalbimden ses veren bütün teller ben yaşadıkça sana inanmayı söylesin. Sana kayıtsız, şartsız inanmak olsun; bütün kazancım yaşamaktan. O zaman her şeye katlanırım. Korkulardan, endişelerden uzakta her saniye yaşadığımı bilirim. Çaresizlikler beni korktumaz. Şu aşağılık dünyanın hiç bir acısı seni sevmeyi unutturamaz bana artık.

İnanmak; seni düşündükçe söylediğim bir şarkı olmalı dudaklarımda...

İnanmak; gökyüzünün en karanlık zamanında bile görebileceğim bir yıldız olmalı...

Dağlardan, denizlerden esen serin rüzgarlar gibi, senden gelen bir şey olmalı inanmak. Kimi gün kalem olmalı parmaklarımda, kimi gün kulağımda musuki, gözlerimde ışık olmalı. İçtiğim suda, yediğim ekmekte sana tüm inanmanın tadını duymalıyım. Her sabah ilk ışık, sana inanarak yaşayacağım mutlu bir gün getirmeli bana. İşte o zaman yokluğuna bile dayanabilirim, özlemlerim daha derin bir anlam kazanır. Seni beklerken şüphelerin o kahredici zehiri ile, geciktiğin her saniye bir defa ölmem.

Artık aldınmak istemiyorum. Seni aldatmak zevkinden sonuna kadar mahrum edeceğim. Beni aldatmanın acısını da, sevincini de hiç tattırmayacağım sana. Çünkü, aldattığın zaman; yemin ediyorum yeryüzünde olmayacağım. İnanmışlığım ölüme kadar sürsün, bırak...

Zarımı son defa senin için atıyorum...!